8 Ağustos 2009 Cumartesi

Yaşamı belirleyen her şeye özlemliydi toprak...


yaşamıştım yıllarca,
tek göz bir hücrede çaresiz,
geceleyin yüzüme gülümseyen yıldızlarım
gündüzleri ise ışık katam güneşimdin.
kazımış yıllarca seni

isminin her harfini
duvarlara acıyarak

kanayarak parmaklarımdaki sızın.

Bitmiş yok olmuş törpülenmiş tırnaklarımın,

etimle arasındaki kanda esaretti ismin.

yıkanmış koridorlarda gidiyorum yine sonu,
ucu belli olmayan sonunda gün yüzü göstermeyecek davalar uğruna

sonucu bende biliyorum ama gidiyorum.

dönünce devam edicem kaldığım yerden kazımaya
adının her harfini,
dört duvarımın her yanına.

resminle değil isminle uyumak
adındaki hasretle,
çaresizlikte idi çilemin karşılığı.

7 Ağustos 2009 Cuma

dip not...

Birgün gelecek, hayatının en mutlu anını yaşayacaksın. Koşa koşa babanın yanına gidip seninde baba olacağını söyleyeceksin. Derken 9 ay sonra Hayatını adadığın kadının, dünyanın en güzel hediyesini kucaklarına sunacak. O günden itibaren üç kişisinizdir. Yatak odanda birde ufak bir beşik tıngır mıngır sallanıyor olacak ve uykulu gecelerini özler olacaksın. Hayatının en güzel kadınınından, hayatının en güzel çocuğu. Bu beşikte sallanan sıpanın ileride çıkarmadığı zorluk kalmayacak. Geçim sıkıntısının git gide yükseldiği günlerde ihtiyaçlarına karşılık verememekten korkar olacaksın. Okuldan döndüğünde, okul aidatının geciktiğini sana hıçkıra hıçkıra söyleyecek. Yada diğer çocukların pastel boyalarının olduğunu, onunla paylaşmadıklarını sana anlatıcak. Sonrasında okula gönderemeyeceksin... Çaresizlikten, yanındaki muhteşem kadının artık sana eskisi gibi gülemediğini farkedeceksin ve çocuğunu okula gönderememenin, yokoğlu yokluğunu her fırsatta yüzüne vurur olacak. Bunun acısını en ufak bir fırsatta da senden çıkartacak. Birgün hastalanacak, şiddetli bir ateşli hastalık... Çevrenden yardım bekleyeceksin resimdeki bu baba gibi. yarı baygın duran çocuğunu sermaye olarak göstericek, trafikte sadaka isteyeceksin. Elbet büyüyecek, birgün gelicek askere gidecek bu sıpa. Gözlerin ağlaya ağlaya yollayacaksın. Vatanını korumaya giden bir erkek evladın kıymetini o zaman anlayacaksın. Vatanı için uğruna canını verebileceği bir erkek evlat. Üstelik bu vatan ona hiçbir gelecek sağlayamazken gözünü kırpmadan onu koruyabilen bir erkek evlat. Onunda hayata karşı fedakarlıkları başlamış olacak. Derken askerliği bitecek annesinin yanına özlediği, etsiz kurufasulyesini yemeye gelecek. Akşam sofrada ansızın göreceksin, sofranın tam karşısında, saçları ağıran annesinin yanında sana bakıcak, Ben geldim babacım diyecek. Birgün bir fabrikada işe başlayacak, eve biraz yardım etmeye başlayınca gönlüne annesinin yanında bir kadın daha sıkıştırıvericek. Tekrar bir akşam sofrada, artık evlenmek istediğini söyleyecek. Yine onun şartlarında büyümüş bir genç kız. Tekrar düşünmeye başlıyacak ve nasıl bunu gerçekleştirebileceğinin planlarını tam yapamadan iki kanepe birde sehbanın bulunduğu başka bir evde, elinde bir arkadaşından yalvar yakar aldığın borçla bir kutu çikolata ile bir başka babanın karşısına çıkıp genç kızı oğluna isteyeceksin. Derme çatma bir düğün ve sonrasında hayatının en güzel kadınıyla yıllar sonra tekrar yalnız kalacaksın. Bir süre sonra oğlun hayatının en güzel kadınından hayatının en güzel haberini alacak, yanına büyük bir sevinçle geldiğinde baba olacağının haberini vericek sana ve sonra...

90's : Metallica - Enter Sandman

Nadide bir Metallica albümü olan Black Album'un en nadide çalışmasıdır. Hard Rock'a dönüşme sinyallerinin alındığı çalışmadır kanımca. Dinlettirir...

6 Ağustos 2009 Perşembe

90's : AC/DC - Let's Make It


Kim unutabilir ki? The Razors Edge albümünün en iyilerinden diyebilirim. O zamanlardaki kulak aşinalığımdan dolayı (ki albüm çıktığında henüz 6 yaşındaydım) büyüyüp serpildiğimden benim için anlamı bir başka ihtiva etmeye başladı...

90's : Birkaç İyi adam - Birkaç iyi adam

Şimdi izlerken, Faruk K'nın aralarında olduğunu gördüğümde dumurlardan dumurlara girdiğim eğlencelik bir çalışma. Çıtır Kızlar'a karşı çıkmış tek albümlük gruplardan bir tanesi... Yayında..

90's : Nilüfer - Show Yapma


Logo'dan da anlaşılacağı üzere, Haliyle Show Tv'de TRT'nin her gece ve her sabah İstiklal Marşı çalması gibi açılışını falan bu parçayla yapardı. Baya'da uzun bir dönem jenerik olarak kullanılmıştı.

90's : Seden Gürel - Bum Bum Bum

Doksanlarda çocuk olmaktan daha güzel birşey varsa oda Doksanlarda genç olmaktır. Ben her ne kadar, ilk gruba dahil olsamda şimdiler o günleri anarken hasımlarımızla beraberken dinlediğimiz, dinlerken keyif aldığımız Star 1 günlerinde sık sık karşımıza çıkan nadide çalışma. Yayında kasetleri hazırlayın :)